Pages

4.5.11

EYVAH MİSAFİR GELDİ

Bu başlığı görenler misafirden kaçındığımı sanmasınlar...Bilakis bayılırım, isterim ki evime gelen konuklar için sofralar kurayım, yenilsin, içilsin, şen kahkahalar yükselsin, sohbet alabildiğine koyulaşsın, soframızın bereketi paylaştıkça artsın...
Koşuşturmalı hayatımızda bir sürü güzel huyumuzu kaybettiğimizi görüyorum ve inanın çok üzülüyorum. Ben küçükken komşulara, tanıdıklara çat kapı gidilebiliyordu. Bir yakınımızı ziyaret etmek için bahanelere gerek yoktu; ev tebriği, doğum kutlaması, altın günü, geçmiş olsun ziyareti, yaş günü kutlaması gibi günlere takılı kalmıyorduk; herhangi bir perşembe akşamı , kafamıza estiğinde bir sevdiğimize gidebiliyorduk..Şimdi en az üç gün öncesinden haber gönderiliyor. Niye böyle olduk? Neden uzaklaşıyoruz ? Kendimi de bu tespitime ortak ediyorum. Yetişemiyoruz diye yakınıp duruyoruz. Haftaiçi işlerimi, çocuklarımın okullarını bahane ediyorum kendime. Ajandam haftaiçi akşamları kapalı sanki ....Halbuki insan isteyince herşeye yetişiyor. Bahanelere sığınıp duruyoruz, kolayımıza geliyor... Ben de yapıyorum bunu dediğim gibi ;son yıllarda sıklıkla hatta, herşeyden şikayet ederken bulduğum beni hiç sevmiyorum. O zamanlar içimde sakladığım Özgün çıkıp, diğer egolu Özgün'ü bir güzel dövüyor. Çok şükür ki hala toparlanabiliyorum... Bu 30 - 45 yaş arası bir sürü dinamiğin toplanıp, insan hayatında koşturmacayla harmanladığı yaşlar olsa gerek.
Çalışan kesim için biraz daha zor hayat. Yemek yapmak sözkonusu olduğunda ne yazık ki sıkışık zamanlara bir sürü şeyi sığdırmak durumunda kalıyorlar. Evde malzeme yoksa, durum daha da zor. Alışverişe gitmeye vakit bulamadığım günlerim o kadar çok ki... yaşadıklarımı örnekliyorum ben burada ve biliyorum ki çoğu kişi benle aynı durumda. Evde ne malzeme varsa, azıcıkta yaratıcılığımla birkaç çeşit yemeği 1-2 saat içinde yapmak durumda kalıyorum.
Az bir zaman kala misafir geliyor haberi alındığında telefona sarılıp, en yakın pastaneye sipariş veriliyor çoğunlukla..Bunlar da olsun tabii ama ben biraz emek verilmesine, daha doğrusu konuklarımıza sevgimizi de içine katarak , kendi ellerimizle çokta pratik çözümleri üretebileceğimizi biliyorum. Bu fikirle, "Pratik Tarifler" etiketi altında size çok basit ama şık örnekler vereceğim.
Nasıl betimlesem bunları ; yarı hazır malzemelerle, çok değişik şeyler yaratacağız sizinle... İlk örnek milföy hamuruyla yapılan şık bir börek olacak...
Milföy Hamuru çoğumuzun kullandığı bir malzeme, pratik ve kurtarıcı. Benim için bu malzemenin önemi ayrı, çocukluk yıllarıma dayanan bir hikayesi var..:
Ortaokul yıllarım; bir yaz tatili dönüşü İzmir-Narlıdere'de bir akrabamızı habersiz ziyaret ettik. Cep telefonu filan yok o zamanlar, yoldayken bile aranmazdı, çat kapı gidilirdi bazı yerlere...Çok şirin bahçeli bir evde oturuyorlardı. Uğramamıza çok memnun oldular, fakat dediğim gibi habersiz uğrayışımız nedeniyle evin sahibesi, bir müddet sonra ikram telaşına düştü. Çayın yanına birşeyler hazırlamak için mutfağa gitti. Ben de arkasından yardıma... Hayatımda milföy hamurunu ilk kez o gün gördüm. Buzluktan çıkardığı , kare formundaki hamurların içine maydanozlu peynir koyup, üçgen katladı, üzerlerine yumurta sarısı sürüp fırına verdi ve çay/sofrası kurulana kadar kocaman şişmiş böreklerin muhteşem kokusu tüm evi sardı... Görüntüleri muhteşemdi. Hayatımda gördüğüm en kabarık, en çıtır çıtır böreklerdi hatta..Annemle hamur üstüne sohbet ettiklerini hatırlıyorum..Annem biliyordu bu hamuru, O "sana böreği" diyordu bu böreğe... İyi de annemin sana böreği bu kadar kabarmıyordu ki !... Kadıncağız, bazı pazarlar en 5 saat kadar bu börek için uğraşırdı. Meşakkatli bir şeydi..Bire bir un/sanayağı ölçüsüyle yapılırdı, aralarını yağlar, buzdolabına koyar, donmasını bekler, yarım saatte bir çıkarıp, aralarını yağlar, açar/katlar, bu işlemi defalarca tekrarlardı. Çıka çıka 10 tane börek çıkardı, ben "ya bunlar kime yetecek gerginliği " ile payıma düşen böreklerin tadına hiç varamazdım. Döndükten sonra, Bozüyük'te milföy hamuru aradık, bulamadık. İki hafta filan şehrimden nefret ettim. Ciddiyim, ne küçük yer burası, hiçbir halt bulunmuyor diye sızlandığımı hatırlıyorum...Şimdiki nesile "ben milföy hamuru bulamadım diye ağladım " desem; ne tepki verirler acaba...Deli olduğumu filan sanırlar muhtemelen. Benim değer yargılarım acayip işler, kıymet verdiğim noktalar çoğunluğa göre -garip- sanılır ve sayılır. Hala da öyle :))
Bisküviden ve pudingten üçgen pasta yapanlara tapardım mesela... Yine malzemeden kaçılmamış, düzgün form verilmiş mozayik pasta yapanlara üç gün köle olabilirdim o yıllar...10 dakikada yapılan tava börekleri muhteşem yaratıcılık örnekleriydi benim için..
Pratik tarifler etiketi altında bulacağınız tariflerin hepsinin yine "görsel şıklığı"ve elbetteki "lezzeti" olacak. İçinde ne kullanıldığını kolaylıkla anlamayacak tadanlar ya da o kadar pratik ve hızlıca hazırlandıklarına inanamayacaklar...Lütfen bu tarifleri paylaşın ki, bir çok kişi faydalansın...
Desteğiniz sayesinde, blog istatistiğimi gördükçe gözlerim doluyor...
Hepinize sonsuz teşekkürler :)

2 yorum:

damlabilgi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ozguncelezzetler dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.