Pages

9.6.11

SAHİCİ YÜREKLER SEVGİYE NEDEN ARAMAZ !

Bugün işyerimde çok enteresan bir telefon görüşmesi yaptım. Aslında telefon bana değil, eşime gelmişti, ben sadece hattı bağlayacaktım. Arayan hanım, uzun yıllardır birlikte iş yaptığımız bir yerde çalışıyor, sadece bir kere gördüm ama yıllardır telefon irtibatımız var.. Karşılıklı halimizi hatrımızı sorduktan sonra,  "Özgün Hanım, biliyor musunuz ben sizin bloğunuzu takip ediyorum" dedi. Çok şaşırdım. Çünkü ben buraya bir yazı yazdığımda, blogta yayınladığım gün, sadece bir kere facebook duvarımda paylaşıyorum. O hanım da benim arkadaş listemde değil. Başkaca bir sosyal paylaşım sitesine de üye değilim. Gel gör ki, biliyor burayı işte. Çok yüreklendirici şeyler söyledi, "ofiste bunaldığım an, işler yığıldığında , kafamı dağıtmak için bloğunuzu okuyorum" dedi.  Şimdi okuyorsa - ki içimdeki ses mutlaka okuyacağını söylüyor - yüzüne hafif bir tebessüm hakim olduğuna eminim.

İşte bu olandan sonra, günün ilerleyen saatlerinde, benimde yüzümde zaman zaman ılık bir tebessümün hakim olduğunu hissettim. Kafamdaki kelimeler , cümle içinde yerlerini almaya başlamıştı bile...

Akşam yemeğini hazırlarken de, yemeğimizi yerken de sessizdim. Çünkü  içimdeki Özgün konuşmaya başlamıştı. O başladığında, dışardan görünen Özgün susuyor...sonrasında da yazacak birşeyler çıkıyor genellikle; çoğunlukla size daha önce bahsettiğim deftere yazılıyor, bazen de buraya...

İlişkileri sorguluyordum kafamda...Aşk, sevda ilişkilerini sanmayın, onlar hayatın tadı ama günlük hayatta yaşarken farkında olarak veya olmayarak kurduğumuz pek çok ve çeşitlilikte ilişki var ...hepsinle bir bağ kuruyorduk..İlişki kelimesi sanki -yasaklı- kelimelerden, bunun bilincindeyim ama inanın burada çok bilinçli kullanıyorum bu kelimeyi. İletişim kurduğumuz herkesle aslında bir ilişkimiz var. Kimini isteyerek kuruyoruz, kimini zorunlu ama sonuçta bir bağ oluyor...Ve bu bağların frekansına göre başlıyoruz boyutlandırmaya, dallandırmaya, budaklandırmaya, tutunmaya, çekiştirmeye...

Yıllardır bir sürü ders alıyorum, seminerlere katılıyorum. Hiçbirine zorla veya özenti olsun diye gitmedim, sırf kendim istediğim için gittim. Orada bir dolu kez -bağ kesme çalışmaları- yaptırıldı bana. Başlarda hiç anlamadım, neyi/niye yaptığımı...Hatta kızdım filan. Ben küçüklüğümden beri , insan ilişkisine önem veren, bağlarımı sıkı tutmak için çabalayan, bu uğurda ödünler veren biriydim. Ters geldi bana...Zannettim ki, bağ kesmek demek, ilişkileri de sonlandırmak, set kurmak, mesafeli olmak demek...Sonra sonra anladım mantığını...Şimdi, kendi içimde otomatik yapılan bir çalışma bu...Sanmayın ki, hayatımdaki insan sayısı azaldı, bilakis yaşım itibariyle çoğalıyor da...Lakin bu ilişkilerimi sıraladığım değer yargılarım çok daha olgunlaştı...Yanlış anlamayın, kişileri kategorize etmiyorum, sınıflandırmıyorum. Açıkçası zamanın tanımıyla sanal ilişlilerden kaçıyorum diyorum. Mutluyum bu durumdan...Ve istiyorum ki, herkes nasıl mutlu olacaksa öyle yaşasın, kimse başka birinin mutlu olması adına mutsuz yaşamasın.

Hala tökezlediğim durumlar yok değil...Birilerine fazlaca anlam yüklediğim, karşımdakinin fikrini almadan hayatına daldığım, benim Onlara önem verdiğim kadar , Onların da bana önem vermesini beklediğim ilişkilerim oluyor... Fakat gidişatı farketme sürecim epeyce azaldı sayılır. O vakit duruyorum ve gitmeme/gitmelerine izin veriyorum. Yine de bu konuda istediğim seviyede değilim.

Mart ayında bir arkadaşım bana " Özgün, sen de herkesi seviyorsun yani.... " demişti...Ne tür bir eleştiri olduğunu kavrayamadım. Otuz saniye filan boş boş baktığımı, sonra toparlandığımı hatırlıyorum. " yaaa evet, sevgi kelebeğiyim ben"  diye durumu espri zeminine yatırmaya çalışmıştım ama şu gün bile ne demek istediğini anladığımı söyleyemem. Ve bugünkü yazının çıkış noktası, sabahki telefon konuşmasından sonra aklıma gelen bu cümle oldu :

Evet, ben insanları seviyorum. Neden sevdiğimi bilmeden bir sürü insanı seviyorum. Çünkü bir sebep, amaç, menfaat, beklenti, derece vs. yüklemeden sevilebileceğini biliyorum. "Neden seviyorsun? " diye manasız bir soru olabilir mi Tanrı aşkına...Bana bunu sorana "Senden ötürü derim "  :)

Bir düşünün, ufak bir liste yapın kafanızda...yüzlerce, belki binlerce insan tanıyorsunuz...birlikte bir hayatı paylaşıyorsunuz...Suratlar getirin gözünüzün önüne. Eminim şu an okurken bile birileri sıralanmaya başladı... Bunu ufak bir beyin jimlastiği, daha doğrusu kalp jimlastiği gibi düşünün... Neden seviyorsunuz onları? Ve içlerinden bazılarını neden - nedensiz- seviyorsunuz ?

İşyerime giderken , her sabah gördüğüm bir simitçi var. İyi bir müşterisi değilim, çünkü  ne yazık ki simit sevmiyorum, arada alıyoruz sadece. Adını, sanını bilmiyorum ama acayip seviyorum. Arabayla geçerken, mutlaka bir el işaretiyle her sabah selamlaşıyoruz...Bir gün görmesem endişeleniyorum Onun için. Bu sene deli gibi yağan yağmurlar altında, O ıslanıyor diye benim yüreğim sızladı hep mesela...Benim simitçiyle kendi kendime yaşadığım çok değerli bir ilişki bu. Seviyorum simitçiyi...Nedeni yok.

Köroğlu Migros'ta kasiyer bir arkadaşım var. Bir gün bile, yaka kartına dikkat etmedim, ismini halen bilmiyorum. Dört sene önce kredi kartımdan yanlış bir çekim yapmasından dolayı başladı ilişkimiz. Ben olumsuz bir tepki vermedim yanlıştan dolayı, O da son derece güler yüzlüydü zaten,isteseniz bile kızamayacağınız tiplerden. Şimdi diğer kasalar boş olsa bile, Onun kasasına girmek için sıra bekliyorum. Hatırımızı soruyoruz ve poşetlerini doldurduğum süre zarfında genel geçer şeylerden bahsediyoruz.  Köroğlu Migros'tan başka bir şubeye gitse, yüreğimden bir parça da Onunla gider sanıyorum bazen. Seviyorum kasiyer dostumu...Nedeni mühim değil.

Kalplerimizin bir olduğunu bildiğim, aynı yolda yürüdüğümüzden emin olduğum, enerjilerimizin çok uyuştuğu insanlar...Onlarla yıllardır aynı kişisel gelişim okulundan eğitim alıyoruz...Çoğu bir dolu akrabamdan daha yakın bana...İsimlerinden başkaca bir bilgim yok haklarında, ne işleriyle, ne sıfatlarıyla, ne yaşlarıyla, ne yaşam standartlarıyla ilgileniyorum. Onları gönül gözüyle görüyorum.. Hayat arkadaşım onlar benim. Bu tanımlamayı sadece evlilikler için kullanmıyorum ben. Bu hayatı birlikte paylaştığım herkes benim hayat arkadaşım... Seviyorum onları...Kim oldukları, ne oldukları mühim değil.

Aynı sektörde çalıştığım,  benden genç bir dolu pırıl pırıl  arkadaşım var. Hissediyorum ki , hatta bana açıkça da söylendi, çevrem onlarla olan arkadaşlığıma yaşlarından dolayı çok sıcak bakmıyor, zira ben  çok büyüğüm onlardan. Lakin ben onları seviyorum..Yaşları mühim değil.

Benden yaşça büyük, hitap ederken abla/ağabey kalıplarını bir kenara bıraktığım ilişkiler yaşadığım dostlarım var. Bir önceki paragrafın benzeri, onlara abla/ağabey demediğim için eleştirildiğimde oldu.. Onlarla paylaşımlarımda yaşın hiçbir önemi yok, yaşadıkları tecrübeleri bana aktarırken, sanki aynı anda yaşamışız  gibi hissediyorum ve seviyorum onları.. Büyük olmaları önemli değil.

Çocukluğumun birlikte geçtiği, aynı okullarda okuduğum, şimdi başka şehirlere dağılmış olsakta her günümüz -bir- ve -biz- geçen 6 kişilik bir kanka grubum var mesela. Onların hayatımdaki yerini tanımlamaya dağarcığım hiçbir zaman yetmedi zaten. Çok önemli ve değerliler. Hepimiz ayrı karakterlerde, bazen zıtlaşan/tartışan, bazense birimizin sorunu için voltranı oluşturabilecek kadar kaplan kesilen, içimizdeki sevinçleri ömrümüze yayarken tek yürek olabilmeyi başaran insanlarız. Övünüyorum bu ilişkiyle mesela. Buluşma günlerimiz var gelenekselleşen, o gün gözlerdeki ışıltı her şeye bedel. Hani konuşmaya bile gerek kalmadan, bakışlarınızdan ne demek istediğinizi anlayan insanlar vardır ya...Çok keyif alıyoruz bu ilişkiden ama belki de en mühimi, "emek veriyoruz" bu ilişkiye hepimiz. Ve çok seviyorum bu kanka grubumu... Bağımızı anlamayanlardan dolayı yaşadığımız tepkiler mühim değil.

Bu örnekleri çeşitlendirmek, sayfalar dolusu yazmak mümkün...Hepinizin kafasından buna benzer ilişkiler ve sevgiler geçtiğini biliyorum, içinizden bazılarınız saçmalamış olduğumu düşündüğünüzü de biliyorum :)

Bu kadar laftan sonra asıl demek istediğim şudur ki : Sahici olan yürekler, sevgiye neden aramaz...paylaşımlar için sıfatlar, gerekçeler ve tanımlamalar gerekmiyor...Sevin , sevmekten korkmayın ve sevginizden dolayı hesap vermeyin...

4 yorum:

nilay dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ozguncelezzetler dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ozguncelezzetler dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.