Pages

15.7.11

KANDİL SİMİDİ


Kandil tarihlerini takip eden biri değilim. İtiraf ederim ki genellikle o sabah gazeteden öğrenenlerdenim. Ya da aramadın bizi diye sitem eden büyüklerimden… İhmalim, hakikaten o günün kandil olduğunu bilmediğimden oluyor ama büyükler aranmayı bekliyor böyle günlerde; haklılar… Önemli günler bu günler, aramak-hatır sormak lazım…

Ben Tanrı’nın her günün “özel” olduğuna inananlardanım, bu yüzden de “hep” aranmaları gerektiğine inanıyorum… Yüreğinizden geliyorsa aramak, bugünlerin önemi konusunda hassas olduğuna inandığınız büyüklerinizi arayın… İnanın bir-iki dakikanızı almayacak bir telefon görüşmesinde, onların seslerine yansıyan sevgi tınılara ve gözpınarlarının mutlulukla nemlenmesine değer… Buna rağmen aranmaları konusunda, sürekli laf sokanlara da bir o kadar karşıyım. Kısacası hayatta , her işin ve atılan her adımın “içten gelerek ve samimiyetle” yapılması gerektiğini savunuyorum. Aslında kim ne istiyorsa onu yapsın, o yaptıkları için de yargılanmasın istiyorum. Maneviyat Tanrı'nın her günün coçkuyla hissedilmeli, gönlümden geçen bunlar...

Bir de, o gün gazeteden , TV’den filan öğrenmediysem ve dışarılarda işim varsa; pastanelerin veya fırınların vitrinlerine çıkarılmış kandil simitlerinden anlıyorum, o günün kandil olduğunu. "anaaa, bugün kandilmiş" diye kurduğum repliğim hiç değişmez…Bu benim için Ankara’ya taşındıktan sonra oluşan bir kavram. Çünkü büyüdüğüm yerde kandil simidi diye bir şey yoktu. Orada akşamüstü evlerde “pişi” adı verilen yağda kızartılmış hamurlar dağıtılırdı komşulara, sokakta oynayan çocuklara… Sonuçta yağda kızarmış hamur, ne gibi bir farkı olabilir demeyin…İnanın bazı teyzelerinki çok güzel ve lezzetli olurdu…Kapıdan mutfağa geçerken bitirdiklerim olduğunu hatırlıyorum, bazıları da günlerce sürüklenir, tabakta taş kıvamına gelene kadar durur, günah diye atılmaz, sonrasında kuşlara, tavuklara filan verilirdi…Hey gidi günler, gözlerim doldu yine. Bu anılar canlanınca, çocukluğum ve çocuklarım arasındaki değer farklılıklarına takılıyorum, boğazım düğümleniyor… Hadi bu kandil, aldığınız değil de yaptığınız simitleri dağıtın sevdiklerinize...

Hepinizin bir simit tarifi olduğuna eminim. Benim de çok memnun olduğum ve değiştirmeyi hiç düşünmediğim bir tarifim vardı. Ta ki yayınladığım bu tarif gelene kadar….Bu tarif Altınoluk’tan kayınvalidemin yazlık komşusundan ulaştı elime. Gönül Annem öve öve tarifi verdiğinde, çok itibar göstermediğimi hatırlıyorum. Aradan zaman geçip,Gönül Annem  bana  yapıp getirdiğinde ise tavrımdan utandım. Hemen kağıda yazılmış tarif, ana pasta defterime kaydedildi ve kendi tarifim baş köşesini hüzünle kaybetti….Artık Melek Abla'nın bu simit reçetesi favorimdir...Buradan da Ona bir teşekkür üflüyorum sevgiyle....

Neyse…çok uzattım gene. Tarifle ilgili Püf Noktaları şunlar efendim : Göreceğiniz ve muhtemelen size çok gelecek olan toz şeker ve sirke miktarını azaltmayın. Mahlep damak tadıyla ilgili ama onu da azaltmamanızı öneriyorum. Ancak tazeliğini çok çabuk kaybeden bir baharattır, bu yüzden taze olduğundan emin olun, aksi takdirde kokusu pek hoş olmaz. En az yarım saat buzdolabında dinlendirin. Büyüklüklerini aynı yapmaya özen gösterin ki, pişerken hepsi aynı kıvamda pişsin. Fırında çok kurutmayın. 25 - 30 dakikada pişerler. Kapalı – vakumlu bir kapta uzun süre tazeliğini koruyor.

MALZEMELER


·         250 gr.margarin
·         ½ çay bardağı sıvıyağ ( fındık yağı , mısır özü, ağır olmayan zeytinyağı olabilir )
·         ¾ çay bardağı toz şeker
·         1 çay bardağı sirke ( elma veya  üzüm sirkesi )
·         1 yumurta ( sarısı hamurun içine, beyazı üstüne kullanılacak )
·         1 paket kabartma tozu
·         1 tatlı kaşığı tuz
·         2 tatlı kaşığı mahlep
·         Aldığı kadar un
·         Bol susam


HAZIRLANIŞI

İki bardak kadar un, tuz, tozşeker, mahlep ve kabartma tozunu homojen olması için şöyle bir karıştırın ve margarini ilave edip biraz yoğurun.
Üzerine sıvıyağı, sirke, yumurta sarısını ilave edin ve azar azar un ekleyerek yoğurmaya devam edin. 

Kulak memesi kıvamında , ele yapışmayacak bir hamur elde edin. Dinlenmesi için yarım saat kadar buzdolabında bekletin.

Kandil simidi büyüklüğünde simit şekli verin. Fırınınızı orta hararetli derecede ısıtmaya başlayın . ( 170 -180 derece yeterli )

Önce bir fiske tuzla çırptığınız yumurta akına bulayın.


Sonra bolca susama batırın.

Yağlı kağıt serilmiş veya yağlanmış tepsiye aralıklı dizin.

Önceden ısıtmış olduğunuz fırında hafifçe pembeleşinceye kadar pişirin. 170 derece fırında 25 dakika genelde yeterlidir.


Sevdiklerinizle paylaşmanız dileğiyle.....





Hiç yorum yok: