Pages

6.3.12

....

“Acılar çekiyoruz, acılar nefretleri, nefretler yıkımları getiriyor. Hayatlar tel tel dağılıyor, paramparça oluyor. Ama kimi zaman yaşanan bir felaket, büyük bir mutluluğun kaynağı olabiliyor. Bir çocuğun ağzından dökülen kırık dökük sözcükler mucizeye dönüşebiliyor, yaşanan onca mağlubiyete rağmen.”

5.3.12

.....

...ararsan buluyorsun, kurcalarsan bozuyorsun, deşersen illaki batıyor bir iğne; kazarsan çıkıyor, örtersen görünmüyor; duyarsan irkiliyorsun, tutarsan hissediyorsun, kaybedersen üzülüyor, bulunca seviniyorsun...Çıkarsan görebiliyor, inersen duyamıyorsun; yağarsan ıslanıyor, yağmadığında kuruyorsun; beklersen üşüyor, yürürsen ısınıyorsun; seversen semiriyor, sevmediğinde soluyorsun; açıksan herkes sana geliyor, kapalıysan kapından dönüp gidiyor; verince büyüyor, alınca borçlanıyorsun; gülersen kırışıyor, ağlarsan ayıplanıyorsun.. Yol yakınsa dönebiliyor, uzaksa eğer, 'kader' diyorsun; acıkınca saldırıyor, doyduğunda itiyorsun; bağlayınca duruyor, çözdüğünde yürüyorsun; çocukken alıyor, büyüdükçe veriyorsun; gençken yaşlanıyor, yaşlanınca diriliyorsun....Ve eğer kalırsan kaybediyor, gidersen kazanıyorsun.

Bu mevsimsiz diyarlardan, dantelli edebiyatlardan, silikon hayatlardan, ağdalı, iyice yapış yapış olmuş aşklardan, hayat oburluğundan, kibirden, kontrolsüz şehvetten, maneviyatsız zihinlerden, kuklacılardan ve onların korkunç suratlı kuklalarından, sahici yalancılardan, korkak cesurlardan, dans etmeyen 'cool'lardan, deniz görmeyen balkonlardan, yaldızlı kağıtlardan, bedeni bakire, ruhu orospu olanlardan uzağa, çok uzağa götürürsen kendini, kazanıyorsun.

Kendini kazanıyorsun....