Pages

12.9.13

BUGÜN "BİR ADIM" ATIP , O BENCİLLİK CAMINI KIRALIM MI?


Suratsız uyandım bu sabah; ülkem ve dünyam karışık..Çözüm üretmek yerine, çözülmesin diye ekstra uğraşılıyor sanki. Basit insanca davranışlar, mesela "yardım etmek", "dinlemek"  bile ayrıcalık ve özellik haline gelir oldu.

Çok üzülüp, saatlerce ağlıyorum. Burnumun sızısını tarif etmem imkansız.

Geçmişimizde bir sürü paylaşım olsa bile, aynı fikri paylaşmadığımız insanlara sırt çeviriyoruz. .. Selamımızı esirgiyor, uzanan elleri tutmuyoruz.

Çeşitlilik içinde uyumla yaşamak bu kadar zor mu? Önce "insan" olmayı bilmek gerekmez mi?

Barıştan söz ediyoruz mesela...
Çok istiyoruz ülkemizde, dünyamızda hep barış olsun diyoruz. Ama aile içinde, akrabalar içinde, okuduğumuz / çalıştığımız mekanlar içinde, apartmanımız içinde, mahallemiz / köyümüz içinde kaç kişiyle kavgalı-küs olduğumuzu düşünmüyoruz. O küslükler için kendimize haklı nedenler buluveriyoruz hemencecik. " o iş başka" diyoruz, toplumun insanlardan oluştuğu detayını atlayıp globale yaymıyoruz..
Dünya çocuklarının yaşadığı acılar için kendimizi kahrediyor, kendi evladımızın gözlerindeki acıları görmüyoruz.

Bende böyleyim.. Zaman zaman silkinir adım atar, zaman zaman geri çekerim herşeyi...Çark böyle dönüyor sanırım.

Fakat bu sabah farklı uyandım. Benim de türlü türlü sorunlarım var. Hepsiyle başa çıkmaya çalışıyor; çıkmaya başladıkça yeni sorunlar üretiyorum kendime.
Çözemediklerimi gözardı ediyor, halının altına süpürüyorum bazen; halının yana kayacağı günü bekliyorum çözmek için.

Lakin... bu devran böyle dönmeyecek . Söz verdim kendime bugün.
Herkes, karşısındakinden önce kendine bakmalı canlar,
Sağlıklı ve mutlu ilişkiler yaratmak için önce kendimizden sorumluyuz.

Çok basit teknikler geliştirmek elimizde aslında. Bir yerlerde okumuştum bunları. Herkes bunları yapsa, böyle böyle bütüne yayılsa, bu halka git gide büyüse, daha mutlu, daha barışcıl insanlar çoğalsa bu dünya böyle mi olur?
Bence denemeye değer.. Ne kaybedersiniz ki? Daha kötüye gitmeyeceğinden eminim ben.
Ele silah almadan önce, size uzanan eli almayı deneyin mesela...
Huzuru düşünün... Huzurlu anlarınızdaki bedene ve ruha yayılan o mucizevi enerjiyi düşünün..Bunu herkese yayabiliriz; evet yapabiliriz...

Mesela bugün "bir adım" atalım, bencilliğimizi bir kenara bırakıp, şu yazdıklarımdan birkaçını hayatımıza alalım :

- Tanıdığınız en olumlu kişi siz olun.
- Dürüst olun; ama önce kendinize dürüst olun.
- Dakik olun.
- Lütfen demeyi sıklaştırın.
- Özür dilerim demek, sizin bir yerlerinizi eksiltmez.
- Söz verme işinin değerini bilin. Az vaat edin ama fazlasını yapın.
- Dost olun.
- Düzenli olun.
- Bol bol gülümseyin. Gülümsemenize nedenler arayıp sizi deli sananlara da gülümseyin.
- İnsanlardan ayrılırken buluştuğunuzdan daha iyi olduklarına emin olun.,
- Ve sevin... sevgi her daim kazanır.


Bunları okurken yüreğiniz sızlamışsa, gözleriniz hafif nemlenmişse ve aklınızdan bazı yüzler, bazı anlar ve bazı kokular geçmişse ; yazdıklarınım işe yaramış demektir.

Sadece sabredin;  hadi hayırlar ola :)



Hiç yorum yok: