Pages

22.7.15

ARTIK BÜYÜK RESMİ GÖRÜN !



Çoğu zaman yapılan yorumları hayretle, kimi zaman şok geçirerek takip etsem de sakin kalacağım! Sakinliğimi korumaya "insanlık" adına söz verdim. Ayrıştırmadığımız, birleştirdiğimiz bir hayatı seçmeyi tercih ediyorum. Çünkü hassasiyetlerim olduğu kadar, ülkemi ve yaşamı paylaştığım insanların da hassasiyetlerinin olduğunun farkındayım. 

Herkesin evladının eşit kıymete sahip olmadığı bu ülkede, çocuklarıma bakarken yaşadığım; sevinmek ve üzülmek arasındaki gel-gitli duygumu hiçbir zaman ifade edemiyorum, kelimelerim buna yetmiyor. Gözyaşı eşiğimi aştığım durumlar var mesela, göz pınarlarım kuruyor, içime içime akıyor yaşlar artık.

Baba tarafım Boşnak , anne tarafım Selanik göçmeni. 17 sene batıda Bilecik ilinin Bozüyük ilçesinde, 7 sene güneyde Antalya'da, 16 sene iç Anadolu'da Ankara'da yaşadım, 15 sene doğuda Erzurum iline gelin oldum. Her dile bir renk diye baktım, dünya vatandaşlarını ülkemdeki mozaikle buluşturmak için eğitim aldım, yıllarca turizm sektöründe  hizmet ettim; 20 sene ülkemizin hemen her bölgesine, Hıristiyan, Yahudi, Budist yabancı turist getirdim; bir anne olarak çocuklarım dünya insanı olsun, başka diller de öğrensin diye çabalıyorum... Evlatlarımın yarı yabancı bir kardeşleri var ve birbirleriyle olan sevgi paylaşımlarını asla ayırmadıklarını görerek her gün şükrediyorum. Kur'an Kerim'i çocukken Arapça olarak okudum, büyüyünce dilimde okumam gerektiğini kavradım. Türkçe okudum, yorumladım. Her akşam yaradanıma, önce çocukken ezberlediğim cinsten dua ediyorum sonra da O'nunla anladığım dilden Türkçe olarak konuşuyorum. Tüm dinleri islâmiyete olan merakımla aynı yakınlıkta araştırdım. Aynı çatı altında yaşarken, ailemden farklı partiye rey verdiğim seçimler geçirdim. 

Nereliyim ben şimdi? Ne yana yakınım, ne tarafa uzağım? Hepsine yakın olamam mı? İlla bir tarafı seçmem mi gerekiyor? Bir yana az yakınsam diğer yana düşman mı olmam lazım? Her yerden bir anı var bünyemde, herkesten bir şeyler aldım. Hepsini severek isteyerek kabul ettim, yaşadım. Böyle böyle "Özgün" oldum ben. Hepsiyle uyum içinde olmam beni karaktersiz mi yapıyor? Bunun matematiğini kim, nasıl belirliyor?

Dili, dini, ırkı, rengi, lehçesi, mezhebi, cinsiyeti, ideolojisi, eğitimi, fikri, ahlâkı, ekonomisi, mesleği, kaderi, düzeni, disiplini  vs. birbirinden kimi zaman ciddi tezatlıklar içeren bir çevrem var ve bu çeşitliliğime binlerce kere şükrettiğim bir inanç anlayışım...

Bu ülke topraklarında "kardeşçe" , "paylaşarak" yaşamanın mümkünlüğüne inananlardanım. Ne söylediğini anlamadan Kürtçe bir türkü dinlerken ağlayabiliyorum. Laz ezgilerinde coşabiliyorum. Alevi dostumla saatlerce oturup gönüldaş olabiliyorum. Çerkez arkadaşlarımın bazı felsefelerine hayranım. Gayrimüslim diye arkadaşlarımla aynı masayı paylaşmaktan gocunmuyorum.

Ben ülkemde;
Sıcak bir yuva, bir kap yemek, iki mutlu çocuk yetiştirmek için günde 15 saat çalışan işçi bir babanın hayat çırpınışlarının anlaşılmasını, hor görülmemesini istiyorum.
Evlat acısı çeken bir annenin yüreğinin anlaşılabilmesini istiyorum.
Neden Nazım okuduğumuzun, neden türkülerde ağladığımızın , neden klasik eserler dinlediğimizin, neden renkleri sevdiğimizin anlaşılmasını istiyorum.
Sınıfların ve sınırların uğruna ölecek&öldürecek insanların olmasını istemiyorum.
Zorbalık ve diktatörlük olmasın istiyorum.
Kimse kimseye istemediği, mutlu olmayacağı bir hayatı dayatmalarla, zorlamalarla yaşatsın istemiyorum.
Ötekileştirilmek istemiyorum.
Kadınlığımı başkalarının yakıştırmalarıyla değil, öz benliğimle, karakterimle bir bütün olarak yaşamak istiyorum.

Barış istiyorum ben, kavga istemiyorum.
Ülkede yaşanan acıyı paylaşanların sayısının, savaş isteyenlerden daha fazla olduğuna inanıyorum. Anadolu topraklarında yaşayanların maneviyatının, maddi çıkarların üstünde kalacağına duyduğum umudu kaybetmek istemiyorum. Batı, Doğu, Kuzey, Güney diye bölünmek istemiyorum. Sınırlar için masum insanları öldürmenin utancını hangi bayrak, hangi toprak parçası kapatabilir?
  
Saf mıyım ben şimdi?  Komik mi bu yazdıklarım? Mümkün değil mi bu şekilde yaşamak. Aslında içinizden biriyim sadece. Lütfen dönün bakın; önce kendinize sonra yakın çevrenize... Bir parça toprak, biraz daha uzun çizilecek sınırlar için bu renkleri elimizden zorla, savaşarak aldıklarında ne kalacak geriye?
Lütfen artık büyük resmi görün !





Hiç yorum yok: